Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

OKULDAKİ SALDIRI: BİR ŞEHRİN YENİDEN SARSILAN YÜREĞİ

Kahramanmaraş’ta o haber düştüğü anda yine aynı refleksle hareket ettik:

Kahramanmaraş’ta o haber düştüğü anda yine aynı refleksle hareket ettik: Çocuklarımıza koştuk. Depremde nasıl koştuysak öyle… Ama bu kez tehlike evde değil, okuldaydı. Güven diye teslim ettiğimiz yerde.

Şehir bir anda kilitlendi. Siren sesleri, kornalar, panik… Herkes telefonda, herkes koşuyor. Herkes aynı sorunun peşindeydi: “Benim çocuğum iyi mi?” Bu şehir zaten yaralıydı. Ve o gün, o yaraya bir darbe daha vuruldu.

Ama asıl mesele sadece o an yaşanan kaos değil. Asıl mesele, o noktaya nasıl gelindiği.

Asılsız haberler ortalığı sardı, korku büyüdü. Gerçekler netleştiğinde ise acı tüm ağırlığıyla çöktü: Sekiz öğrenci ve öğrencilerine kanat germiş Ayla Hoca… Gerçek melekler yeryüzünde varmış dedirtti. Bir öğretmenin öğrencileri için canını ortaya koyduğu bir ülkede, hâlâ “ihmal var mı yok mu”yu tartışıyorsak, burada ciddi bir problem var demektir.

Çocuklar pencerelerden atlayarak kurtulmaya çalıştı, kapılara barikat kurdu. Bunlar, bir eğitim kurumunda değil; adeta bir savaş alanında yaşanıyordu. Ancak bu sahneler bir okulda yaşandı. Altını çizelim: Bir okulda.

Okul kapatıldı, öğrenciler dağıtıldı. Okul yıkılacak mı? Belli değil. Ama gelin görün ki okulun isim tabelası getirilip diğer okula çakıldı mı? Çakıldı.O okulun tabelasını alıp başka bir okula çakmak neyin çözümü? Bir travmayı yerinden söküp başka bir yere asınca bitmiş mi oluyor?

Failin yakalanma sürecinde bir velinin dikkati belirleyici oldu. Fail yakalandı ve öldü. Ardından “hastaydı” denildi. Failin uzun süredir psikolojik tedavi gördüğü, internet başında saatler geçirdiği ve bazı uygulamalar üzerinden çeşitli gruplarla temas halinde olduğu söyleniyor. Peki bu tablo yeni mi fark edildi? Yoksa herkesin görüp de görmezden geldiği bir süreç mi yaşandı? Ve daha önemlisi; internet üzerinden bu tür gruplara katılım konusunda devlet eliyle daha etkin bir önlem alınamaz mıydı?

Şimdi sormak gerekiyor: Bir baba, mesleki bilgi ve deneyimine rağmen bu durumu neden yeterince ciddiye almadı?

Bir anne, özellikle eğitimci kimliğiyle, kendi çocuğundaki bu ağır tabloyu nasıl gözden kaçırdı?

Ve daha önemlisi, sistem bu tür riskleri önceden tespit edip önleyebilecek mekanizmalara sahip mi? Kim fark etmedi? Kim görmezden geldi? Bu kadar ağır bir tablo nasıl gözden kaçtı? Eğer gerçekten biliniyorduysa, neden önlem alınmadı?

Bu sorular rahatsız edici olabilir ama sorulmak zorunda. Çünkü bu sadece bir saldırı değil, aynı zamanda bir ihmal zinciridir.

Görevden almalar yapıldı. Peki bu yeterli mi? Bu sistem, riskleri önceden görüp engelleyebilecek mi, asıl mesele bu.

Kahramanmaraş bir kez daha sarsıldı.Bu kez enkaz beton değil; güven duygusu. Ve bu enkazı kaldırmak, çok daha uzun ve dikkatli bir süreç gerektiriyor.